ABD ve İşgalci İsrail’in İran’a düzenlediği savaş ve akabinde gelişen jeopolitik gerilimin Körfez ekonomileri üzerindeki etkisi sürerken, Türkiye katılım finans ilkelerine uyumlu yapısıyla yatırımcılar için “güvenli liman” olma iddiasını güçlendiriyor.
Körfez bölgesinde artan jeopolitik riskler ve İran ile bağlantılı gelişmeler, yatırım akışlarında yeniden konumlanma arayışını hızlandırırken, Türkiye katılım finans perspektifiyle öne çıkıyor. Ankara, faizsiz finans prensiplerine dayalı enstrümanları ve güçlü bankacılık altyapısıyla uluslararası yatırımcıları çekmeyi hedefliyor.
Katılım finans modeli öne çıkarılıyor
Türkiye, özellikle katılım bankacılığı, sukuk ihraçları ve varlığa dayalı finansman araçlarıyla yatırımcılara daha öngörülebilir ve şeffaf bir yapı sunduğunu vurguluyor. Yetkililer, risk paylaşımına dayalı bu modelin, küresel belirsizlik dönemlerinde daha dayanıklı bir alternatif oluşturduğunu ifade ediyor.
İstanbul Finans Merkezi de bu çerçevede, katılım finansın bölgesel üssü haline getirilmek isteniyor
Türkiye’nin hem Avrupa hem Orta Doğu pazarlarına erişim sağlayan stratejik konumu, yatırımcılar açısından önemli bir avantaj olarak öne çıkıyor.
Körfez’deki dalgalanma sermayeyi yönlendiriyor.
İran bağlantılı gelişmelerin Körfez ülkelerinde ekonomik belirsizlikleri artırması, uluslararası fonların alternatif yatırım destinasyonlarına yönelmesine neden oluyor. Özellikle altyapı ve enerji alanlarında yaşanan riskler, yatırımcıların daha güvenli ve düzenleyici çerçevesi güçlü ülkelere yönelmesini hızlandırıyor.
Bu noktada Türkiye, güçlü düzenleyici yapısı ve katılım finans ekosistemiyle öne çıkmayı hedefliyor.
Riskler de masada
Öte yandan uzmanlar, bölgesel gerilimin Türkiye ekonomisi üzerinde dolaylı etkiler yaratabileceğine dikkat çekiyor. Enerji fiyatlarında yaşanabilecek artışlar ve ticaret hatlarındaki olası aksaklıklar, makroekonomik dengeler açısından risk unsuru olarak değerlendiriliyor.
Uzun vadeli hedef: Küresel katılım finans merkezi
Türkiye’nin uzun vadeli hedefi, İstanbul’u küresel ölçekte bir katılım finans merkezi haline getirmek. Bu doğrultuda hem düzenleyici çerçevenin güçlendirilmesi hem de uluslararası yatırımcıların ilgisini artıracak yeni finansal ürünlerin geliştirilmesi planlanıyor.
Kaynak: aljzeera


