Ülke ekonomisinde son dönemin rekor büyümesi; sanayi ve ihracat gibi sektörlerden ziyade, finans kesiminin yükselen yıldızı “tasarruf finansmanı” kulvarından kaynaklanıyor.
Tasarruf Finansman Sektörü aktif büyüklüğü, geride kalan yıl içinde tam ikibuçuk kat (%250) artış gösteriyor. Banka-dışı finans sektörü içinde yer alan tasarruf finansman sektöründen yararlanan katılımcı sayısı da, aynı dönemde hızla çoğalarak, 1,2 milyon kişiye ulaşmış bulunuyor. FKB (Finansal Kurumlar Birliği) bünyesinde temsil edilen tasarruf finansmanı yapılanması, halk arasında “faizsiz ev/konut organizasyonu” olarak algılanıyor ve geniş ilgi ve katılım görüyor.
Şimdiden 1,5 trilyon lira düzeyine erişen sektör işlem hacminin, 2026 yılı sona ermeden, 2 trilyon düzeyini aşacağı tahmin ediliyor. Nitekim, geçen yıl Mart ayında, dönemin altı lisanslı tasarruf finansman şirketi tarafından ülke çapında açılan 476 şube ile faaliyet gösteren sektör, bundan tam bir yıl sonra bugün, BDDK lisanslı dokuz şirket ve 600’e yakın şube sayısına ulaşmış bulunuyor. Sektörün, konut ve araç finansmanına erişimi kolaylaştırma amacına yönelik olarak, şubeleşme sayısı paralelinde istihdam sağlama bakımından da hızlı bir gelişme gösterdiği izleniyor.
Ülkemizdeki bilinen ve yerleşik bir maddi dayanışma uygulaması, hatta geleneği olan “altın günü” ile ortak mantıkta yapılandırılan sistem, bu yönüyle, “toplumsal dayanışma / imece” sınıfında ve teknik olarak “finansal havuz” klasmanında değerlendiriliyor.
Tasarruf finansman sektörü; konut, işyeri ve araç alımı üzerinde yoğunlaşır iken, konuta erişim maliyetlerindeki artışa bağlı olarak, önceden konut/işyeri lehine %75 düzeyindeki ağırlığın, an itibarıyla taşıt kalemi tarafına dönüşmüş olması dikkat çekiyor.
Gelinen noktada, katılımcılara sunulan ödeme planlarında 240 aylık (10 yıl) vadelere kadar çıkıldığı izleniyor. Sistem içinde iki farklı statüde sözleşme üzerinden işlerin yürütüldüğü ve müşterinin satın almak istediği varlığı kendisi bularak, talep edilen / sağlanan maddi kaynağın doğrudan satıcı tarafa şirket tarafından ödendiği bir mekanizma bulunduğu görülüyor. Farklı iki statü ve/veya müşteri opsiyonu ise, “müşteriye özel sözleşme” ile “çekilişli sözleşme” başlıkları altında yürütülüyor. Sistem düzenlemesinde “peşinat ödeme şartı” bulunmamakla beraber, müşteriye özel anlaşma opsiyonunda istenirse bu yola gidilerek, önceden belirlenen tarih öne çekilebiliyor.
Ancak, genel uygulamada, sisteme girişten en az beş ay geçmesi ve talep edilen finansman tutarının %40’ının ödenmiş olması gibi temel kurallar geçerli kılınıyor. Diğer opsiyon ise, sistem katılımcıları arasında oluşturulan gruplar için düzenli çekilişler yoluyla ilerlemek ve çekilişte kazanma-sıra gelmesine bağlı olarak ödemeleri sağlamak üzerinden yürüyen yaklaşım olarak uygulanıyor. Bu arada ödeme güçlüğüne düşen katılımcılar için altı aya kadar “dondurma hakkı” tanınmakla beraber, bu gibi süreler, finansman temin vadesini de ileriye atma etkisi doğuruyor. Her iki opsiyon için geçerli olan bir ortak uygulama ise, “taksit dönemi-borç tutarı sona erene kadar geçerli olmak üzere, sistem tarafından finanse edilen varlıklar üzerine kısmi ipotek veya rehin teminatı tesis edilmesi olarak karşımıza çıkıyor. Sektör şirketleri, sundukları hizmet karşılığı olarak “organizasyon (katılım) hizmet bedeli” nam ve hesabına, sisteme dahil olunduğu anda bir ücret talep ediyor ve bu tutar dışında, maktu bir bedel (faiz, vade farkı, vb.) talebi söz konusu olmuyor.
2012 yılı öncesine kadar, ilgili özel yasal düzenlemeler bulunmadan, genel hükümlere göre faaliyet gösteren sektörün, hızlı bir büyüme ile, herhangi bir lisanslama sürecine dahil olmamış onlarca sayıda şirkete kadar ulaştığı biliniyor. Bu denetim altına girmemiş gelişme sürecinde, ortaya pek çok hukuksal sorun ve hak ihlali şikayetleri çıktığı hatırlanıyor. 6361 Sayılı Kanunun temel düzenleme hali korunmak ile birlikte, 2025 Mayıs’ında BDDK (Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu) tarafından yayınlanan ilgili yönetmelik ile sektörün cari düzenlemeleri yapılandırılıyor ve lisans alma zorunluluğu getirilmiş bulunuyor. Şu anda aktif lisanslı dokuz kuruluşun sektörün rekabetçi yapısını oluşturduğu görülüyor.
Tasarruf finansman sektöründen yararlanmak için 18 yaşını aşmış T.C. vatandaşı olmak şartı dışında bir kısıt bulunmuyor. Bankacılık sistemi nezdinde “kredi değerlendirmesi, farklı sebep ve değerlendirmeler sonucu olumsuz çıkan” vatandaşlar sistemi bir hal çaresi olarak görür iken, faiz hassasiyetine sahip kesimler bakımından da alternatif bir finans temin kaynağı olarak değerlendirildiğine dair şüphe bulunmuyor. Hızlı büyüme ile birlikte artan sektörel ve toplumsal risk faktörleri göz önün alındığında, BDDK denetim ile gözetimi; güvence arttırıcı bir düzenleme olarak görülüyor. Vatandaşların artan ilgi ve katılımları tahtında, gereken kontrol ve iyileştirmelerin sağlanması kritik önem kazanıyor. Enflasyon ortamında, fon elde etmek için tevessül edilebilen “danışıklı satış” gibi sistemi istismar edici kurguları engelleme yolunda kararlı davranma gereği vurgulanıyor.
Tasarruf finansman sistemlerini; ekonomiye sağladığı katkı ve vatandaşlara sunduğu ilave ve özel imkanlar bakımından değerlendirmeye almak doğru oluyor. Sisteme dahil olmak isteyenler açısından, eğer “faiz hassasiyeti” ön koşulu bulunmuyor ise, finansmana erişmek için enflasyon ortamında geçecek “zaman maliyeti” ile “faiz gideri” kalemleri başta olmak üzere, kapsamlı bir Karşılaştırmalı Maliyet Analizleri’ne ihtiyaç bulunduğunu önemle hatırlatmak gerekiyor.
Kaynak: CNN Türk


