KUALA LUMPUR: Malezya’nın katılım finans sektörü, geleneksel bankacılığın ötesine geçerek mikro girişimcilerin sürdürülebilir işletmeler kurmasına ve küçük ve orta ölçekli işletmelerin (KOBİ) küresel pazarlara açılmasına destek oluyor. Sektör, insanların yaşamında ve ülke ekonomisinde daha geniş bir rol üstleniyor.
Kırk yılı aşkın süredir gelişimini sürdüren sektör, niş bir alandan işletmeleri, hane halklarını ve ülkenin ekonomik kalkınmasını destekleyen kapsamlı bir finansal ekosisteme dönüştü.
Malezya Merkez Bankası (Bank Negara Malaysia) Başkanı Datuk Seri Abdul Rasheed Ghaffour, katılım finansın Malezya’nın toplam finansal varlıklarının yüzde 48’ini oluşturduğunu ve bu oranın önümüzdeki birkaç yıl içinde yüzde 50’yi aşmasının beklendiğini söyledi.
Ghaffour, Bernama’ya yaptığı açıklamada, “Sektör, 2025 yılında reel ekonominin finansmanında kullanılmak üzere 160 milyar Malezya ringgiti (RM) tutarında sukuk ihracına katkı sağladı. Katılım bankalarının işletme finansmanı yüzde 9,7 büyürken, mikro, küçük ve orta ölçekli işletmelere (MKOBİ) yönelik mikrofinansman da yüzde 13,3 büyüme kaydetti” dedi.
Ghaffour, Malezya’nın İslami Finans Gelişim Raporu (IFDI) 2026’da üst üste 14’üncü kez dünyanın en gelişmiş katılım finans piyasası olarak gösterilmesinin, kapsamlı ve ilerici bir finansal ekosistemin geliştirilmesi için yaklaşık 40 yıldır sürdürülen çalışmaların sonucu olduğunu belirtti.
Malezya Merkez Bankası’nın gelecek dönemde de sektördeki paydaşlar ve iş ortaklarıyla birlikte amaca yönelik inovasyonu, dijitalleşmeyi ve sürdürülebilir finansmanı geliştirmeye devam edeceğini ifade etti.
Malezya’da katılım finansın tarihsel gelişimi
Malezya’nın katılım finans sektörü, ilk katılım bankası Bank Islam Malaysia Berhad’ın (BIMB) Mart 1983’te kurulması ve 1 Temmuz 1983’te resmen faaliyetlerine başlamasından bu yana çeşitli gelişim aşamalarından geçti.
Sektörün gelişimini değerlendiren Abdul Rasheed, katılım finansın tarihsel gelişimini dört temel döneme ayırdı. Buna göre ilk dönem 1983-2000 yılları arasındaki altyapı ve temel yapıların oluşturulmasını, 2001-2010 dönemi ana akım finans sistemine entegrasyonu, 2011-2021 dönemi çeşitlenme ve inovasyonu, 2022’den günümüze uzanan dönem ise değer temelli finansmanın geliştirilmesini kapsıyor.
Rasheed, geleneksel bankaların katılım finans ilkelerine uygun hizmetler sunabilmesini sağlayan katılım bankacılığı pencerelerinin devreye alınmasının ve katılım bankaları arası para piyasasının geliştirilmesinin sektörün büyümesi için gerekli altyapıyı oluşturduğunu söyledi.
“Bu gelişmeler, katılım bankacılığının sınırlı bir hizmet alanından Malezya finansal sisteminin ana unsurlarından biri hâline gelmesinin temelini oluşturdu” dedi.
Malezya, ASEAN’ın katılım finans piyasasında da önemli bir konumda bulunuyor. Malezyalı kuruluşlar, bölgedeki katılım bankacılığı varlıklarının yaklaşık yüzde 82’sini, tekafül faaliyetlerinin ise yüzde 91’ini oluşturuyor.
Katılım finans, risk paylaşımı yoluyla daha geniş finansman çözümleri sunuyor
Abdul Rasheed, katılım finansın kâr paylaşımı ve ortaklık düzenlemeleri de dâhil olmak üzere farklı sözleşme yapıları sayesinde daha geniş bir finansman çözümü yelpazesi sunduğunu ve risk paylaşımına daha fazla imkân tanıdığını belirtti.
Geleneksel finans ile katılım finansın tasarrufları harekete geçirme ve işletmeleri finanse etme gibi benzer ekonomik amaçlara hizmet ettiğini ifade eden Rasheed, katılım finansı farklılaştıran unsurun ise finansmanın reel ekonomik faaliyetleri desteklemesini ve finansman kullananlar, pay sahipleri ile ekonominin geneli için değer oluşturmasını gerektiren Şeriat ilkeleri olduğunu söyledi.
Rasheed, “Katılım finans aynı zamanda adaleti, şeffaflığı, güveni ve iyi yönetişimi öne çıkarıyor. Farklı sözleşme yapıları, finansal kuruluşların geleneksel kredi mekanizmalarının ötesine geçerek farklı risk-getiri profillerine sahip yatırım hesapları da dâhil olmak üzere çeşitli çözümler sunmasına imkân tanıyor” dedi.
Tekafülün de kendine özgü bir yapıya sahip olduğunu belirten Rasheed, tekafül işletmecisi ile katılımcılar arasında açık bir ayrım bulunduğunu ve risk fonunun kolektif olarak katılımcılara ait olduğunu ifade etti.
Sosyal finansmanın dönüştürücü etkisi
Abdul Rasheed, zekât ve vakıf kaynaklarının ticari finansmanla birleştirilerek ihtiyaç sahiplerinin sürekli finansal yardıma bağımlı kalmak yerine sürdürülebilir geçim kaynakları oluşturmalarına yardımcı olabileceğini söyledi.
Bu yaklaşımın, katılım finans kuruluşlarının finansal getirilerin yanı sıra insanlar ve toplum için de olumlu sonuçlar üretmesini amaçlayan değer temelli aracılık (Value-Based Intermediation – VBI) anlayışıyla örtüştüğünü belirtti.
Rasheed, Malezya’nın COVID-19 salgını sırasında düşük gelirli mikro girişimcileri ve finansal hizmetlere erişimde zorluk yaşayan toplulukları desteklemek amacıyla iTEKAD girişimini hayata geçirdiğini hatırlattı.
Rasheed, “Programın katılımcı sayısı 2020’de 57 iken bugün yaklaşık 16 bine ulaştı. Programa katılan girişimcilerin aylık satışları yüzde 92 arttı ve 2 bin 400’den fazla istihdam oluşturuldu” dedi.
Bazı katılımcıların gelirlerinin iyileşmesiyle birlikte zekât alan konumundan zekât veren konumuna geçtiğini belirten Rasheed, QR ödeme altyapısı gibi dijital işlem çözümlerinin girişimcilerin daha geniş pazarlara ve yurt dışındaki alıcılara ulaşmasını kolaylaştırdığını ifade etti.
Girişimin kapsamı, istihdam desteğini ve helal ekosistemine erişimi de içerecek şekilde genişletildi. Bu doğrultuda hayata geçirilen yeni “Dapur iTEKAD KITA” projesi, girişimcilere helal sertifikalı ve ticari standartlara uygun ortak mutfak olanakları sunarak işletmelerin büyümesini ve yeni pazarlara açılmasını destekliyor.
Girişim, Penang’daki Penang Times Square kompleksinde hayata geçirilen ve çoğunluğu evlerinde üretime başlayarak işlerini büyüten 40 mikro girişimcinin yer aldığı bir programın deneyimlerinden yararlanıyor.
Abdul Rasheed, girişimin ülke genelinde yaygınlaştırılması çalışmaları kapsamında ikinci ortak mutfağın 2027 yılının ortalarına kadar Penang eyaletine bağlı Seberang Perai’de kurulmasının beklendiğini söyledi.
Helal işletmelerin çevreci dönüşümü, KOBİ’lerin küresel pazarlara erişimini destekliyor
Abdul Rasheed, küresel pazarlarda çevresel standartlara ve tedarik zinciri gerekliliklerine verilen önemin artmasıyla birlikte helal sektöründe faaliyet gösteren işletmeler için sürdürülebilir uygulamaların benimsenmesinin giderek daha önemli hâle geldiğini belirtti.
Helal tedarik zincirinde veya helalle ilişkili hizmet alanlarında faaliyet gösteren KOBİ’ler ve orta ölçekli şirketlerin sürdürülebilir uygulamalara geçişini ve karbon emisyonlarını azaltmasını desteklemek amacıyla Greening Halal Business (GHB) programının uygulandığını ifade etti.
Rasheed, sürdürülebilir uygulamaların benimsenmesinin mikro, küçük ve orta ölçekli işletmelerin (MKOBİ) özellikle Avrupa gibi ihracat pazarlarında giderek sıkılaşan çevresel gereklilikleri karşılayabilme kapasitesini artıracağını, aynı zamanda çok uluslu şirketlere (ÇUŞ) tedarik sağlama imkânlarını geliştireceğini söyledi.
“Katılım finans kuruluşları, uygun finansman çözümlerinin yanı sıra teknik yardım ve kapasite geliştirme desteği sunarak bu dönüşümün desteklenmesinde daha büyük bir rol üstlenebilir” dedi.
Amaca yönelik inovasyon, etki odaklı finansman
Abdul Rasheed, katılım finans sektörünün gelecek dönemdeki yönünün “Amaca yönelik inovasyon, etki odaklı finansman” ilkesi doğrultusunda şekilleneceğini belirtti. Bu yaklaşımın daha nitelikli istihdam, daha yüksek gelir ve daha sürdürülebilir, dayanıklı bir ekonomi oluşturmayı hedeflediğini söyledi.
Rasheed, “İnsanların daha uzun, daha sağlıklı ve finansal açıdan güvende yaşadığı bir ülke inşa etmek istiyoruz” ifadelerini kullandı.
Katılım finansın, somut ekonomik ve sosyal faydalar sağlayan inovasyonları benimsemesi gerektiğini belirten Rasheed, finansmanın ihtiyaç duyan işletmelere ve bireylere ulaşmasının da güvence altına alınması gerektiğini vurguladı.
İnovasyonun aynı zamanda finansal hizmetlere erişimde dezavantajlı durumda bulunan toplulukların finansmana erişimini kolaylaştırmak, kredi değerlendirme süreçlerini iyileştirmek ve işlem maliyetlerini düşürmek gibi pratik faydalar sağlaması gerektiğini ifade etti.
Rasheed, “Teknoloji, geleneksel kredi geçmişi bulunmayan borçluların finansal davranışlarının ve geri ödeme alışkanlıklarının analiz edilmesi yoluyla finansal kuruluşların bu kişileri değerlendirmesine yardımcı olabilir” dedi.

