Halal360 CEO’su: Helal sertifikasyonu küresel sürdürülebilirlik standartlarının bir sonraki modeli olabilir
Küresel helal ekonomi platformlarından biri, helal sertifikasyonu ile çevresel sürdürülebilirliğin birbirinden ayrı standartlar olmadığını ve bu iki kavram arasındaki ilişkinin kabul edilmesinin dünyanın en hızlı büyüyen tüketici pazarlarından birinin önünü açabileceğini savunuyor.
Halal360 CEO’su , İstanbul’da düzenlenen ‘te yaptığı konuşmada, iş dünyası liderleri ve politika yapıcılara küresel ticaret ve tüketici kültüründe helalin nasıl anlaşıldığını yeniden değerlendirme çağrısında bulundu.
Londra merkezli Halal360, Londra ve Mekke’de sektör forumları düzenleyen, yapay zekâ destekli helal doğrulama araçları geliştiren ve Malezya, Tayland, Katar ile Suudi Arabistan’ı kapsayan küresel bir sertifikasyon veri tabanı oluşturan bir platform. Şirket, bu çalışmalarla helal standartlarını dünya genelindeki işletmeler ve tüketiciler için daha hızlı ve daha erişilebilir hale getirmeyi amaçlıyor.
Godel, “Helal zaten bunların hepsini içinde barındırıyor. Sürdürülebilir olmayan bir şey asla helal olamaz. Çevreyi kirletiyorsanız, ekosisteme zarar veriyorsanız bu İslam’ın öğretileri değildir.” dedi.
Arapçada “izin verilen” anlamına gelen helal, yalnızca gıda kurallarının ötesinde bir anlam taşıyor. Helal, etik bir sorgulamayı ifade ediyor: Bu ürün temiz mi? Zarar veriyor mu? Karşıtı olan haram ise keyfi olarak değil, zarar veya adaletsizlik doğurduğu için yasak olanı ifade ediyor. Godel’e göre bu yaklaşım, günümüzde ESG standartları, etik tedarik zincirleri ve sürdürülebilirlik sertifikaları gibi farklı isimlerle yeniden inşa edilmeye çalışılan bir çerçeveyi temsil ediyor.
Tanımının ötesinde büyüyen bir pazar
Küresel helal ekonomisinin 2030 yılına kadar yaklaşık 10 trilyon dolara ulaşması bekleniyor. Gıda, ilaç, kozmetik, lojistik ve finans gibi birçok sektörü kapsayan bu ekonominin gerçek potansiyelinin ise helalin ne anlama geldiğine ilişkin dar kamuoyu algısı nedeniyle sınırlı kaldığını belirten Godel, Müslüman çoğunluklu ülkelerin neden bu alanın liderliğini üstlenmediğini sorguladı.
Godel, veganizmin yükselişini örnek gösterdi. Bir zamanlar niş bir beslenme tercihi olarak görülen veganizm, açık etiketleme standartları, yatırımlar ve güçlü tüketici farkındalığı sayesinde bugün ana akım küresel bir pazara dönüştü.
Bugün küresel vegan gıda pazarının değeri 20 milyar doların üzerinde bulunuyor. Buna karşılık helal ürünler dünya genelinde yaklaşık 2 milyar Müslüman tüketiciye hitap etmesine rağmen sektör henüz aynı ölçüde küresel görünürlük, marka gücü ve pazar penetrasyonu elde edemedi.
Godel, “Helal en yüksek kaliteye, en yüksek standartlara sahip olmalı; saf olmalı. Bizim yapmamız gereken bunu tanıtmak ve farkındalık oluşturmak.” ifadelerini kullandı.
Bu mesaj, Halal360’ın amiral gemisi etkinliklerinden biri olan London Halal Forum‘un “Halal Tayyab for Humanity” sloganına da yansıyor. Slogan, “tayyab” kavramının; sağlıklı, etik ve saf olma anlamlarını öne çıkarırken, helal standartlarının yalnızca Müslüman tüketiciler için değil tüm insanlık için değer taşıdığı mesajını veriyor.
Godel, “Bu sadece Müslümanlar için değil, bütün insanlık içindir.” dedi.
Sektöre gerçekte kim liderlik ediyor?
Godel’e göre ironik olan nokta, helalin İslami öğretilere dayanmasına rağmen yatırımların, inovasyonun ve ihracat büyümesinin giderek Müslüman olmayan ülkeler tarafından yönlendirilmesi.
Brezilya bugün dünyanın en büyük helal et ihracatçısı konumunda bulunurken, Tayland helal sertifikalı tavuk ve işlenmiş gıda ürünlerinin önemli tedarikçileri arasında yer alıyor. Aynı zamanda trilyon dolarlık İslami finans sektörü, dünyanın en hızlı büyüyen finans alanlarından biri olmayı sürdürürken Batı Avrupa’da da hızla yayılıyor.
Godel, “Helal ürünlerin en büyük üreticilerinin Brezilya ve Tayland gibi Müslüman olmayan ülkeler olması tesadüf değil. Çin bu alana odaklanıyor, İslami finans Batılı ülkelerde teşvik ediliyor. Çünkü onlar gerçek potansiyeli görüyor.” dedi.
“Müslümanlar helal sektörünün sadece katılımcıları değil, liderleri olmalıdır.” diyen Godel, “Biz helali kolay ulaşılabilir olduğu için kanıksıyoruz.” ifadelerini kullandı.
Müslüman olmayan akademisyenlerin de bu alana yöneldiğini belirten Godel, “İslami finans alanında doktora yapmış çok sayıda Müslüman olmayan akademisyenle tanıştım. Onlar bu potansiyeli görüyor.” dedi.
Dijital altyapı ve yapay zekâ
Halal360, sektörün bugün eksikliğini hissettiği teknik altyapıyı oluşturmayı hedefliyor. Kuruluş, Tayland, Malezya, Katar ve Suudi Arabistan gibi ülkeleri kapsayan küresel bir helal sertifikasyon veri tabanı geliştiriyor. Bu sistem sayesinde hem tüketiciler hem de işletmeler için doğrulama süreçlerinin daha hızlı ve daha kolay hale getirilmesi amaçlanıyor.
Bunun yanı sıra şirket, ticaret odalarıyla iş birliği içinde sektör genelinde kullanılacak yapay zekâ destekli platformlar üzerinde de çalışıyor.
Godel, “Artık herkes internete girip bir ürünün helal olup olmadığını görmek istiyor. Farklı ülkeleri kapsayan küresel bir veri tabanı geliştiriyoruz. Böylece bu bilgiye erişim kolay ve hızlı olacak.” dedi.
Kuruluşun Londra ve Mekke’de düzenleyeceği forumlarda yapay zekâ ve teknolojiye özel oturumlar da yer alacak. Godel, yapay zekâyı sektörün bir sonraki büyüme aşamasının temel itici gücü olarak gördüklerini ifade etti.
Tüketici davranışlarını ve şirket stratejilerini sürdürülebilirliğin yeniden şekillendirdiği bir dönemde Godel’in temel mesajı ise oldukça net:
“Küresel piyasaların oluşturmaya çalıştığı standartlar aslında helalin içinde zaten var. Bunların sadece tanınması, doğru şekilde anlatılması ve ölçeklendirilmesi gerekiyor.”
Godel sözlerini şu ifadelerle tamamladı:
“Çevreyi kirleten, iklime zarar veren, ekosistemi tahrip eden herhangi bir sektör gerçekten ürününün helal olduğunu iddia edebilir mi? Mesele sadece sertifika değil; mesele etik.”


