Azerbaycan Bir Katılım Finans Merkezi Olabilir mi?

featured

​Bakü’de düzenlenen 14. İslam Kalkınma Bankası (İKB) Grubu Özel Sektör Forumu’ndan çıkan en temel mesajlardan biri, katılım finansın artık sadece proje finansmanı sağlayan bir araçtan ibaret olmadığıdır. Katılım finans; bölgesel entegrasyonu güçlendiren, yatırımları birbirine bağlayan ve sürdürülebilir kalkınmayı destekleyen çok daha kapsamlı bir platforma dönüşmüştür.

​Forumun 2010 yılından bu yana ikinci kez Bakü’de düzenlenmesi tesadüf değildir. Bu durum, Azerbaycan’ın Körfez, Orta Asya ve Avrupa arasında stratejik bir köprü olarak üstlendiği artan rolü açıkça yansıtmaktadır. Orta Koridor üzerindeki stratejik konumu ve altyapı ile lojistik alanındaki büyük yatırımları sayesinde ülke, ciddi bir şekilde bölgesel bir ticaret ve yatırım merkezi olmayı hedeflemektedir.

​ICCD Holding tarafından yayınlanan “Azerbaycan’ın Yükselişi: Ekonomik ve Yatırım Görünümü” başlıklı rapor, cesaret verici rakamlar sunmaktadır. Ülkenin GSYİH’si 2018’de yaklaşık 47,1 milyar dolarken, 2025 yılı itibarıyla 76 milyar doların üzerine çıkmıştır. Daha da önemlisi, petrol dışı sektörün payı yedi yıl önceki %52 seviyesinden %63’e yükselmiştir. Bu durum, önümüzdeki yol uzun olsa da ekonomik çeşitlendirme konusunda somut bir ilerleme kaydedildiğini göstermektedir.

​Bunun yanı sıra, 2025 yılında duran varlıklara yapılan yatırımlar yaklaşık 12,5 milyar dolara ulaşmış, 2026 yılının ilk çeyreğinde ise yatırımlar %14,9 oranında artmıştır. Lojistik, tarım, bilgi teknolojileri ve turizm gibi sektörlerdeki olumlu beklentiler, tam da Azerbaycan’ın çok boyutlu bir bölgesel merkez olma vizyonuyla örtüşmektedir.

​İslam Kalkınma Bankası ile olan ortaklık derin ve kesintisiz devam etmektedir. 1992’den bu yana 84 projede yaklaşık 1,8 milyar dolarlık finansman sağlanmıştır. Forum kapsamında, Karabağ’daki sulama kanalının rehabilitasyonu ve çok yıllı ortaklık stratejisine yönelik mutabakat zaptı dahil olmak üzere önemli anlaşmalar imzalanmıştır.

​İKB Enstitüsü (IsDBI) ve Uluslararası İslami Ticaret Finansmanı Kurumu (ITFC) tarafından hazırlanan dikkat çekici bir rapor, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkelerinin, Azerbaycan’ın gelişmekte olan katılım bankacılığı ve finans sektörüne yönelik doğrudan yabancı yatırımların en muhtemel kaynağı olduğunu vurgulamaktadır. Bu durum sadece bir trilyon doları aşan devasa İslami varlık hacminden değil; aynı zamanda büyüyen ekonomik bağlar, Azerbaycan’ın Orta Koridor üzerindeki konumu ve Şer’i esaslara uygun ticaret finansmanı araçlarına olan artan ihtiyaç gibi stratejik faktörlerden de kaynaklanmaktadır.

​Analitik bir perspektiften bakıldığında, Azerbaycan bu yatırımların önemli bir kısmını çekmeyi başarırsa, bunun etkisi sadece finans sektörüyle sınırlı kalmayacaktır. Bu durum, ülkeyi Körfez, Orta Asya ve Güney Kafkasya’yı birbirine bağlayan bölgesel bir katılım finans merkezi haline getirebilir ve çeşitlendirme çabalarına yeni bir finansal ve jeo-ekonomik boyut kazandırabilir.

​Daha geniş bir ölçekte, İKB Grubu’nun 2025 yılı finansman onayları 16 milyar dolara ulaşmıştır. Şüphesiz bu önemli bir rakamdır. Ancak asıl zorluk, finansman hacminde değil, bu rakamları istihdam yaratan ve somut ekonomik değer oluşturan gerçek projelere dönüştürebilme yeteneğindedir.

​Bakü’de Küresel İslam Ekonomistleri Programı’nın (GIEP) başlatılması önemli bir gerçeği yansıtmaktadır: Sadece finansman yeterli değildir; beşeri sermayenin geliştirilmesi ve bilginin pratik politikalarla birleştirilmesi, sürdürülebilir kalkınma için aynı derecede elzemdir.

​Bu bağlamda Azerbaycan, özellikle gelişmiş ekonomilerden Küresel Güney’e yönelik finansal akışların azaldığı bir dönemde, ticaret, yatırım ve sürdürülebilir kalkınma alanlarındaki bölgesel iş birliğinde kilit bir rol oynama potansiyeliyle giderek daha fazla öne çıkmaktadır.

​Ayrıca, Şer’i esaslara uygun KOBİ finansmanı için yeni bir platformun kurulması önemli bir adımdır. Bu platform; kurumsal kapasite geliştirme, ulusal para biriminin kullanımının yaygınlaştırılması ve risk paylaşım mekanizmalarının geliştirilmesi üzerine odaklanmaktadır. Bu durum, katılım finansın reel sektörü destekleyen daha entegre modellere doğru evrildiğini göstermektedir.

​Azerbaycan’ın siyasi ve ekonomik istikrarının, yabancı yatırımlar için çekiciliğini artıran en güçlü faktörlerden biri olduğu inkar edilemez. Sıklıkla jeopolitik belirsizliklerin etkilediği bir bölgede bu istikrar; ülkenin modern altyapı geliştirmesini, yatırım dostu politikalar uygulamasını ve bölgesel ile uluslararası sermaye için güvenilir bir varış noktası olarak konumunu güçlendirmesini sağlamıştır.

​Neticede, 2026 Bakü Forumu’nun önemi, oturumlarda imzalanan anlaşmaların ötesine geçmektedir. Forum, Azerbaycan’ın ticaret koridorları, yatırım akışları ve gelişmekte olan katılım finans piyasalarının kesişim noktasında yer alma konusundaki geniş vizyonunu yansıtmaktadır. Bu tutkunun uzun vadeli bir nüfuza dönüşüp dönüşmeyeceği, ülkenin stratejik avantajlarını Körfez, Orta Asya ve Güney Kafkasya’yı birbirine bağlayan sürdürülebilir ekonomik ortaklıklara dönüştürme becerisine bağlı olacaktır.

Yazan: Abdulhamid Hamid Al-Kba

Bu analiz, Katılım Ekonomisi editörleri tarafından Türkçe’ye çevrilmiştir.

Azerbaycan Bir Katılım Finans Merkezi Olabilir mi?
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter