Ziraat Katılım 1 trilyon TL aktif büyüklüğe koşuyor: Afrika’da 8 ülkeye yeni nokta

Ziraat Katılım
Ziraat Katılım Konut Kredisi

Yılın ilk yarısını yüzde 15 büyüme ve 885 milyar TL’lik aktif hacimle ta­mamlayan Ziraat Katılım, 2026 sonu için vites büyüttü. Yıl so­nunda 1 trilyon TL aktif büyük­lük eşiğini aşmayı hedefleyen banka, Afrika’daki fiziki varlı­ğını da güçlendiriyor. Sudan ve Somali’nin ardından kıtada­ki ağını genişletmeye hazırla­nan Ziraat Katılım; Fas, Libya, Kenya ve Tanzanya’nın da ara­larında bulunduğu 8 ülkede ye­ni nokta hedefleri için fizibilite çalışmalarını sürdürüyor.

Bankanın ilk yarı perfor­mansını, küresel hedeflerini ve önümüzdeki döneme ilişkin stratejilerini DÜNYA’ya değer­lendiren Ziraat Katılım Genel Müdürü Metin Özdemir, tüm bankacılık faaliyetlerinin fi­nansallara olumlu yansıdığını belirterek, “Varlıklarımız %15 oranında büyüyerek 885 mil­yar TL büyüklüğe ulaşırken; kullandırılan fon tutarı da aktif büyüklüğümüz ile paralel ola­rak %22 büyüyerek 578 milyar TL seviyelerinde gerçekleş­ti.

Toplanan fonlarda yine %15 oranında bir büyüme gerçek­leşirken 588 milyar TL’lik bir hacme ulaştık” dedi. Özdemir, yıl sonunda aktif büyüklüğü­nün 1 trilyon TL eşiğini geçe­ceğini öngördüklerini söyledi. “Tüm sektörlerdeki liderliği­mizi devam ettireceğiz” diyen Özdemir, 2026 yılının ilk yarı­sında katılım sektörünün yap­mış olduğu 119,5 milyar TL tu­tarındaki kira sertifikası ihra­cının %16’lık kısmı 19,5 milyar TL büyüklüğün banka tarafın­dan gerçekleştirildiğini ve ki­ra sertifikası ihraçlarına önü­müzdeki dönemde de devam edeceklerini vurguladı.

2026’da toplamda 20 yeni şube açacak

Şube ağı ve dijitalleşme viz­yonuna değinen Metin Öz­demir, “Toplam 234 şubemiz bulunuyor. Ayrıca Sudan ve Somali’de faaliyet gösteren yurtdışı şubelerimiz var. Zi­raat Katılım olarak şubeleş­me hedefimiz doğrultusunda 2026 yılsonu itibarıyla top­lamda 20 yeni şubemizi faa­liyete geçirmeyi planlıyoruz. 2027 yılında da şube ağımızı arttırmaya devam edeceğiz” açıklamasında bulundu.

“Bankacılık sektöründe nis­peten genç bir banka sayılırız” diyen Özdemir, dijital dönüşü­mün her zaman stratejik önce­liklerinden biri olduğunu belir­terek şunları kaydetti: “Diji­talleşmeyi operasyonel verimliliği arttıran, maliyetleri azaltan ve müşteri deneyimini iyileştiren önemli bir başlık olarak ele alı­yoruz.

Dijitalleşme yolculuğumuzda şu­belerimizi yalnızca maliyet kalemi ola­rak görmek yerine, dijitalleşmeyi des­tekleyen ve hızlan­dıran bir kanal ağı olarak konumlan­dırıyor ve dijital­leşme stratejimizi bu bütünleşik yak­laşım üzerine inşa ediyoruz. Banka olarak politikamız, şu­be sayısını azaltmaya dayalı bir konsolidasyon değil; tüm ban­kacılık faaliyetlerimizi dijital temas noktaları ve süreçlerle destekleyerek daha verimli ve etkin hale getirmektir.”

Radarında 8 yeni Afrika ülkesi var

Ziraat Katılım’ın Afri­ka, Körfez ve Uzak Asya’da­ki mevcut varlığı ile gelecek planlarına dair Özdemir şu de­ğerlendirmeleri yaptı: “Ban­kamız 2020 yılında Afrika’da­ki ilk Türk Bankası olarak Su­dan’ın başkenti Hartum’da ilk yurt dışı şubesini faaliyete ge­çirmişti. Sudan şubemizin faa­liyetleri, 2023 yılında başlayan iç çatışmalar dolayısıyla geçi­ci olarak askıya alınmış; ancak 2025 yılı Temmuz ayında Port Sudan şehrine taşınmıştır.

So­mali-Mogadişu şubemiz ise 29 Ekim 2023 tarihinde res­mi açılışını gerçekleştirmiş­tir. Muhtelif sektörlere yatırım yapmak isteyen ancak teknik bilgisi bulunmayan firmalarla Türkiye’de ilgili sektörde faa­liyet gösteren firmaları buluş­turarak, Sudan ve Somali’de ihtiyaç duyulan sektörlerin gelişimine katkı sağlıyoruz. Afrika’ya yapılacak yatırımla­rın finansmanında uluslarara­sı kuruluş fonlarının kullanıl­ması ve transfer işlemlerinin Bankamız üzerinden yapılma­sı için çalışmalarımız sürüyor.”

2026 yılı Haziran sonu iti­barıyla Sudan’da yaklaşık 75 milyon dolar, Somali’de ise yaklaşık 60 milyon dolar ak­tif büyüklüğe ulaştıklarını ifa­de eden Özdemir, “Türkiye’nin Afrika ile ekonomik ve ticari ilişkilerinin önümüzdeki dö­nemde daha da derinleşeceği­ne inanıyoruz. Bu süreçte Türk bankalarının kıtadaki fiziki varlığının güçlenmesini, tica­retin finansmanı ve finansal erişim açısından stratejik bir ihtiyaç olarak görüyoruz” dedi.

Bu kapsamda Afrika’daki nok­ta sayılarının artırılması mak­sadıyla çeşitli ülkelere yönelik fizibilite çalışmaları yaptıkla­rını dile getiren Özdemir, “Bun­ların başında Fas, Libya, Cibuti, Nijer, Mali, Burkina Faso, Ken­ya ve Tanzanya gelmektedir. Uluslararası ticarette önem ta­şıyan liman şehirlerinde küçük ölçekte de olsa bir Türk banka­sının bulunmasının faydalı ola­cağını düşünmekteyiz. Ayrıca Körfez Bölgesi’nde Umman ve Katar; Uzak Asya’da ise Pakis­tan ve Malezya ile ilgili değer­lendirme çalışmalarımız da sü­rüyor” diye konuştu.

“1 milyar dolar yurt dışı borçlanma hedefliyoruz”

Uluslararası borçlanma he­defleri ve sukuk ihraçlarına ilişkin verileri paylaşan Metin Özdemir şöyle konuştu: “2026 yılı Temmuz ayı itibarıyla yurt dışında yapılan sukuk ihraçla­rı ve diğer borçlanmalarımızın toplam tutarı yaklaşık 475 mil­yon dolar civarındadır. 2026 yı­lının geri kalan bölümünde ise piyasa şartlarının ve uygun ko­şulların oluşması durumunda 1 milyar dolar yurt dışı sukuk ve borçlanma işlemi gerçek­leştirmeyi hedeflemek­teyiz. 2027 yılı hedefle­rimizin en başında ül­kemize yurt dışından ucuz maliyetli ve ni­telikli finansmanla­rı kazandırmak gel­mektedir. Burada beklentimiz 2026 yılında yaptı­ğımız borçlan­ma tutarlarının üzerine çıkmak ve nitelikli ya­bancı yatırımcı ve fonları ülkemi­ze kazandırmak­tır.”

“İkinci yarıda faiz indirimleri sektör kârlılığına olumlu yansıyacak”

Makroekonomik beklentiler ve kârlılık yapısına ilişkin Özdemir değerlendirmelerini şu sözlerle tamamladı: “2026 yılının ilk yarısı, yatay seyreden hatta hafif yukarı yönlü hareket eden enflasyon verileriyle tamamlanmış, buna bağlı olarak faiz oranlarında aşağı yönlü bir seyir mümkün olmamıştır. Bu durum bankacılık sektörünün karlılığı üzerinde baskı oluşturmaktadır. 2026 yılının ikinci yarısında belirsizliklerin ortadan kalkması senaryosunda enflasyonda ve faiz oranlarında aşağı yönlü seyir beklemekteyiz.

Faiz indirimlerinin kaynak tarafındaki vade dönüşleriyle bankaların karlılığına olumlu yansıyacağını ve özsermaye karlılığında iyileşmeler göreceğimizi söyleyebiliriz. Faizlerin düştüğü ve enflasyonun kademeli gerilediği bir makroekonomik görünüm, bankalar için bir avantaj oluşturacaktır. Diğer taraftan, muhtemel faiz oranlarındaki düşüşlerin özsermaye karlılığını enflasyonun üzerine taşıyıp taşımayacağı; aktif ve kredi kalitesi ile enflasyonun düşüş hızına bağlı olacaktır. Ümit edilen olumlu gelişmelerin gerçekleşmesi durumunda sektörün özsermaye karlılığının enflasyon oranın üstünde bir seviyeye taşınacağını düşünüyorum.”

“Tarımda kâr-zarar ortaklığı modelini yaygınlaştırmak istiyoruz”

Tarım sektörüne aktarılan finansman büyüklüğüne ve katılım finans modellerine vurgu yapan Özdemir şunları ifade etti: “Tarımın finansmanını yalnızca bir bankacılık faaliyeti olarak değil, ülkemizin geleceğine yapılan stratejik bir yatırım olarak görüyoruz. Bugün itibarıyla tarım sektörüne sağladığımız finansman 50 milyar TL seviyesini aşmış durumda. Bankamız, katılım finans sektöründe sübvansiyonlu tarım finansmanı kullandıran ilk ve tek bankadır. Diğer taraftan, katılım finansın özünü oluşturan kâr-zarar ortaklığı modellerini tarım sektöründe yaygınlaştırmayı uzun zamandır önemsiyoruz.

Tarım, üretim süreci nedeniyle riskin ve getirinin paylaşılmasına dayalı finansman modellerine oldukça uygun bir yapıya sahip. Özellikle büyük ölçekli tarımsal işletmeler, sözleşmeli üretim yapan firmalar, modern sera yatırımları ve tarım teknolojileri alanında bu modelin uygulanabileceğine inanıyoruz. Katılım finansın temelinde yalnızca finansman sağlamak değil, üretimden doğan riski ve getiriyi paylaşmak vardır. Ziraat Katılım olarak hedefimiz; uygun projelerde üreticiyle riski ve kazancı paylaşan, katma değer üreten ve sürdürülebilir büyümeye katkı sunan uzun vadeli bir iş ortağı olmaktır.”

“Stratejik aksiyonlarla %15 pazar payını yakalarız”

Sektörün büyüme hedeflerini değerlendiren Metin Özdemir açıklamalarını şöyle sürdürdü: “Katılım finans sektörünün pazar payının artırılmasında paydaşların iş birliği ve koordinasyonu azami önem arz etmektedir. Sektör paydaşlarının ortak bir vizyon çerçevesinde hareket etmesi katılım finansa yönelik güvenin artmasına ve müşterilere daha bütüncül çözümler sunulmasına katkı sağlayacaktır. Öte yandan toplumsal farkındalığı önemli aksiyon maddelerinden biri olarak görüyoruz.

Faizsiz finans hassasiyeti olan müşterilerimize, faiz yerine kar payı metodolojisi kullanarak geleneksel bankalardan ayrıştığımızı daha etkin şekilde anlatabilmeliyiz. Dijitalleşme ve genç nüfusun teknolojiye ilgisi rekabet gücümüzü artıracaktır. Bununla birlikte bireysel ve tüzel müşteriler için ürün çeşitliliği ile yeşil finansman enstrümanlarının artırılması kritik rol oynuyor. ESG (çevresel, sosyal ve yönetişim) ilkelerinin benimsenmesi ve ülkemizin ev sahipliği yapacağı COP31 zirvesi katılım bankacılığına önemli fırsatlar sunmaktadır. Haziran 2026 itibarıyla katılım bankacılığının tüm sektörden aldığı pazar payı %9,3 seviyesine gelmiştir. Stratejik aksiyonlarla %15 pazar payı hedefine ulaşacağımıza inanıyoruz.”

Kaynak: Jülide YİĞİTTÜRK GÜRDAMAR/Dünya Gazetesi

Ziraat Katılım 1 trilyon TL aktif büyüklüğe koşuyor: Afrika’da 8 ülkeye yeni nokta
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter