İslami yatırım araçlarının temelinde adalet anlayışı yer alır. Tarafların hem kazancı hem de riski dengeli biçimde paylaşması, haksız kazanç oluşumunun önüne geçilmesi esas kabul edilir. Aksi yöndeki yatırım araçları riske maruz bırakacağından spekülatif olarak değerlendirilmiş ve yasaklanmıştır. Peki, risk ve belirsizlik yasağını tanımlayan Gharar nedir?
Faizsiz finans sistemi, kazancın tek taraflı değil, taraflar arasında paylaşıldığı bir yapıya dayanır. Bu yaklaşımda amaç, paranın kendi başına getiri üretmesi değil; emek, üretim ve ticaret yoluyla değer oluşturulmasıdır. İslam hukukuna göre kazanç elde etmek meşrudur ancak bu kazancın faiz üzerinden değil, gerçek bir ekonomik faaliyet sonucunda ortaya çıkması gerekir.
Bu çerçevede yatırımcı ile girişimci arasında bir ortaklık ilişkisi kurulur. Sermaye sahibi, yatırım yaptığı işin hem getirisine hem de muhtemel risklerine ortak olur. Yani kazanç garanti değildir; zarar ihtimali de her zaman söz konusudur. Elde edilen kâr, ticari ya da üretime dayalı faaliyetlerin sonucu olarak ortaya çıkan bir değer artışı olarak kabul edilir. Bu nedenle herhangi bir gelir elde edebilmek için mutlaka bir ekonomik faaliyet yürütülmesi gerekir.
Faizsiz finans modelinde fon sağlayanlar, fon kullananlar ve bu sürece aracılık eden kurumlar, aynı sistem içinde birbirine bağlı şekilde hareket eder. Aracı kurumlar, taraflar arasında köprü görevi görürken, aslında risk ve getirinin paylaşılmasına da dahil olur. Bu yapı sayesinde kazanç, risk ve muhtemel zararlar tek bir tarafın üzerinde toplanmaz; tüm taraflar arasında dağıtılır.

GARAR NEDİR?
İslam hukuku ve dolayısıyla İslami finansın temel konularından biri de garar meselesidir. Garar kelime olarak, tehlike, risk, kişinin bilmeden malını veya canını tehlikeye atması gibi anlamlara gelir. Terim olarak ise, bir borç ilişkisinde borca neden olan konunun belirsiz olması, akıbetinin kapalı olması veya sözleşmenin haksız kazanca yol açacak şekilde kapalı olup anlaşılır olmaması anlamına gelir.
Bir diğer deyişle satıcının ne sattığının tam olarak belli olmaması ve ne sattığını bilmemesi; alıcının da ne aldığının tam olarak belli olmaması ve ne aldığını bilmemesinden kaynaklanan bir tür risk olarak tanımlanabilir. Bu risk insanların veya şirketlerin maruz kaldığı sistematik olmayan riskler içerisinde değerlendirilebilir. İslami finansta da taraflar arasında ortaklığa konu olacak ürün veya hizmetin açık, net ve anlaşılır bir şekilde bilinmesi gerekmektedir. Bu şartları taşımayan alım satıma konu ürün veya hizmetler bir tarafı riske maruz bırakacağından spekülatif olarak değerlendirilmiş ve yasaklanmıştır.

İSLAMİ FİNANS PRENSİPLERİNE GÖRE YAPILAN İŞLEMLERİN GEÇERLİLİK ŞARTLARI
Ücret
Taraflarca Bilinmeli
Kesin – Net Olmalı
Ürün / Hizmet
Mevcut Olmalı
Sahipliği Mümkün Olmalı
Sahipliği ve Riski Satıcıda Olmalı
Bir Değeri Olmalı
Kullanılabilir Olmalı
Teslimat
Fiziksel Olarak Yapılmalı
Hükmi Olmalı
Garar, İslam hukuku ve İslami finansta anlaşılması pek kolay olmayan bir konudur. Ortaya çıkabileceği alanların belirlenmesi ve daha iyi anlaşılması önemlidir. Garar yasağı ile belirsizliğin ortadan kaldırılarak alım satımın şeffaf hale getirilmesi, alıcı ve satıcının maruz kalabilecekleri risklerin ortadan kaldırılması, mağdur edilmemelerinin sağlanması ve haksız kazancın önlenmesi amaçlanmaktadır.


