KatılımPuls

Her cuma, 5 dakikalık gündem özeti,
özel analizler eposta kutunda

Ücretsiz
Katılım Puls
Katılım Ekonomisi haftalık bültenine abone oldunuz ✅

İstanbul İslami Finans’ın da kalbi olacak

featured

Ekonomi yönetimi İstanbul Finans Merkezi’ni cazibe merkezi yapmak için kolları sıvamış durumda. Önümüzdeki günlerde bir teşvik paketi açıklanması beklenirken, İstanbul Finans Merkezi (İFM) Genel Müdürü Ahmet İhsan Erdem, İFM’ye olan ilginin detaylarını anlattı.

Orta Doğu’da tırmanan bölgesel gerilimler ve süregelen çatışmalar küresel sermayeyi “güvenli li­man” arayışına iterken, Türki­ye bu zorlu süreci stratejik bir fırsata dönüştürmeye hazır­lanıyor. Bölgedeki istikrarsız­lık kısa vadeli riskleri berabe­rinde getirse de ekonomi yö­netimi, bu tarihi momentumu kalıcı kazanımlara dönüştür­mek, “bölgesel bir finansal üs” olmak için kapsamlı bir hamle hazırlığında.

Bu anlamda Hazine ve Mali­ye Bakanı Mehmet Şimşek’in “İFM’nin cazibesini artıracak çok önemli adımlar atılacak” ve Cumhurbaşkanı Yardımcı­sı Cevdet Yılmaz’ın “Yatırım­cı dostu adımlar atmayı planlı­yoruz, yakında sizi şaşırtacak açılımlar yapabiliriz” vurgu­su, hükümetin 2026 ajandası­na İstanbul Finans Merkezi’ni (İFM) yerleştirdiğini gösteri­yor. Bu perspektif ile görüştü­ğümüz İstanbul Finans Merke­zi (İFM) Genel Müdürü Ahmet İhsan Erdem, son dönemde şir­ketlerin bölgesel merkez plan­larını yeniden gözden geçirdi­ğini anlattı. Erdem’e göre, bu anlamda Uzak Doğu merkezli kurumlar İstanbul’u gündem­lerine almış durumda. Üstelik, bu ilgi yalnızca şirketler düze­yinde değil, hükümetler tara­fında da karşılık bulmuş. Er­dem, merkezin güncel karne­sini ve yol haritasını Dünya Gazetesi’nden Jülide Yiğittürk Gürdamar‘a açıkladı.

İstanbul Finans Merkezi yaklaşık 1,3 milyon metreka­re ofis alanına sahip bir eko­sistem olarak bugün itibarıy­la yaklaşık 20 bin kişiye ev sa­hipliği yapıyor. Ahmet İhsan Erdem, mevcut beklentilerin, 2026 yılı sonuna kadar bu sa­yının iki katına ulaşacağını ve yerleşkenin kullanım sevi­yesinin %75’e yaklaşacağını gösterdiğini söylüyor. Erdem, İFM’nin hedeflerini şöyle anla­tıyor: “Hedefimiz, İstanbul Fi­nans Merkezi’ni kademeli bir yaklaşımla önce güçlü bir böl­gesel merkez, ardından da kü­resel ölçekte rekabet edebilen bir finansal hizmetler ekosis­temi haline getirmektir. Bu çer­çevede 2030 vizyonumuz, Av­rupa, Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Orta Asya’yı birbirine bağ­layan lider bir bölgesel finans ve operasyon merkezi olmaktır.

Bu doğrultuda, sadece fiziksel altyapıya değil, aynı zamanda uzun vadeli yatırım ortamını destekleyen bütüncül bir yapı­ya odaklanıyoruz. Bu kapsam­da sunulan teşvikler önemli bir rol oynamaktadır. Finan­sal hizmet ihracatı yapan ku­rumlara yönelik ilk 10 yıl %100, sonraki yıllarda ise %75 ora­nında kurumlar vergisi indiri­mi sağlanmakta, ayrıca belirli işlem vergilerinden muafiyet­ler sunulmaktadır. Tüm bu un­surlar bir araya geldiğinde, İs­tanbul Finans Merkezi yalnız­ca bir finans merkezi olmanın ötesinde, kurumların uzun va­deli olarak konumlanabileceği, operasyonlarını sürdürebile­ceği ve uluslararası faaliyetle­rini etkin bir şekilde yönetebi­leceği entegre bir finansal eko­sistem sunmaktadır.”

Bu ilgi kalıcı dönü­şümün işareti

Öncelikle bölgesel gerilimlerin ve savaşın bir an önce sona ermesi ve kalı­cı barışın sağlanması en büyük temennimiz. Bununla birlikte son dönemde şirketlerin bölge­sel merkez planlarını yeniden gözden geçirdiğini açıkça gö­rüyoruz. Küresel sermaye gü­venli ve öngörülebilir ortamla­ra yöneliyor. Bu eğilimin kısa süreli bir tepki olmadığını, da­ha kalıcı bir dönüşümün işare­ti olduğunu düşünüyoruz.

Tür­kiye, güçlü bankacılık sistemi ve çeşitlendirilmiş üretim ya­pısıyla bölgesinde istikrar sağ­layan önemli ekonomilerden biri. 2003-2024 döneminde yıllık ortalama yüz­de 5,3 GSYİH büyü­mesiyle dünyanın hızlı büyüyen eko­nomileri arasında yer aldı. Bu ekono­mik büyüklük ve çe­şitlilik üzerine kuru­lan İstanbul Finans Merkezi de zaten ar­tan bir ilgi görüyor­du. Son dönemde ya­şanan gelişmelerse bu ilgiyi daha görünür hale getirdi ve hız­landırdı. Bu neden­le artan talebi, İstanbul’un uzun vadede böl­gesel ve küresel finans için gü­venilir bir merkez olma yolun­da güç kazandığını gösteren bir gelişme olarak görüyoruz.

4 saatlik uçuşla 30 trilyon dolarlık pa­zara erişim

Yatırımcı­ların kararlarını tek bir faktö­re bağlamadığını, özellikle de üç ana eksende değerlendir­me yaptıklarını söyleyebiliriz. İlk olarak operasyonel ve hu­kuki altyapı öne çıkıyor. Yatı­rımcılar kendi iş yapma stan­dartlarını burada ne kadar ra­hat uygulayabileceklerine bakıyor. İFM Kanunu ile sağ­lanan sözleşmelerde hukuk se­çimi yapabilme ve yabancı pa­ra birimiyle defter tutabilme gibi imkanlar bu açıdan önem­li kolaylıklar sunuyor. İkinci önemli alan teşvik yapısı ve ye­tenek erişimi.

Finansal hizmet ihracatı yapan kuruluşlara sunulan vergi avantajları ve bazı işlemlerde sağlanan muafiyetler, yatırımcıla­rın uzun vadeli planla­rında dikkate aldığı un­surlar. Aynı zamanda Türkiye’nin genç ve dinamik nüfusu, fi­nans sektörünün ihtiyaç duyduğu insan kayna­ğı açısından önemli bir avantaj sağlıyor. Yurt dışından gelen veya geri dönen profesyonelle­re yönelik gelir vergisi teşvik­leriyle bu yetenek havuzunu daha da destekliyoruz. Üçün­cü başlıksa erişim ve operas­yonel süreklilik; İstanbul mer­kez alındığında dört saatlik uçuş mesafesinde 1,3 milyar kişilik nüfusa ve 30 trilyon do­larlık bir pazara ulaşılabiliyor. Bu da kurumlar için yalnız­ca maliyet avantajı değil, aynı zamanda geniş bir operasyon alanı anlamına geliyor.

Sadece ofis değil, entegre ekosistem

İstanbul Finans Merkezi’ni yalnızca bir ofis alanı olarak değil, bütüncül bir finans eko­sistemi olarak konumlandı­rıyoruz. Yatırımcılarla yap­tığımız görüşmelerde de bu entegre yapı önemli bir avantaj olarak öne çıkıyor. Toplam 1,3 milyon metre­karelik yeni nesil ofis ala­nında Türkiye Cumhuri­yet Merkez Bankası başta olmak üzere düzenleyici kurumlar, bankalar, fi­nansal kuruluşlar, tek­noloji şirketleri ve hiz­met sağlayıcılar aynı yerleşke içinde yer alı­yor.

Bu yakınlık finans dünyasında ihtiyaç duyulan iş birliğini ve etkileşimi doğal şe­kilde güçlendiriyor. Uluslararası kurum­larla yaptığımız te­maslarda yalnızca iş ortamının değil, ya­şam altyapısının da güçlü olmasını ter­cih ettiklerini gö­rüyoruz. Yerleş­kemizde yer alan 100 bin metrekare­lik alışveriş ve sosyal yaşam alanı çalışan­ların ve ziyaretçilerin bu ihti­yacına yanıt verecek şekilde tasarlandı. Şehirle entegrasyo­numuz da güçlü. Metro bağlan­tısının tamamlanmasıyla bir­likte, İstanbul’un önemli nok­talarına erişim çok daha hızlı ve rahat hale gelecek.

Fintech Zone finan­sal inovasyon merke­zi

Finans sektörü giderek da­ha fazla teknoloji ve inovasyon odaklı bir yapıya evriliyor. Ye­ni nesil finans alanında faali­yet gösteren şirketler için dü­zenleyici kurumlar, finansal kuruluşlar ve teknoloji oyun­cularıyla aynı ekosistem için­de yer alabilmek önemli bir avantaj sayılıyor. Biz de yer­leşkemizdeki Fintech Zone’u bir finansal inovasyon merke­zi olarak tasarladık. Kurumla­rın iş birliklerini hızla gelişti­rebilecekleri, yeni çözümler üretebilecekleri ve düzenleyi­ci yapılarla yakın temas kura­bilecekleri bu ortam, özellikle teknoloji odaklı finans şirket­leri açısından yerleşkemizin öne çıkan güçlü yönlerinden biri olarak değerlendiriliyor.

Japonya ve Güney Kore ile yakın temas

“İstanbul Finans Merkezi’ne yönelik ilginin geniş bir coğrafyaya yayıldığını görüyoruz” diyen Ahmet İhsan Erdem, İFM’ye olan ilgiyi şöyle anlattı: “Özellikle Uzak Doğu merkezli kurumlar İstanbul’u gündemlerine almış durumda. Bu ilgi yalnızca şirketler düzeyinde değil, hükümetler tarafında da karşılık buluyor. Birçok ülke dış temsilcilikleri aracılığıyla İstanbul Finans Merkezi’nin sunduğu yapıyı inceliyor. Kendi finans sektörleri açısından nasıl bir rol üstlenebileceğini değerlendiriyorlar. Japonya ve Güney Kore’yle yakın temas halindeyiz.

Birleşik Krallık’la da görüşmelerimiz sürüyor. Sektörel dağılıma baktığımızda bankacılık, bankacılık dışı finansal hizmetler, sigortacılık, reasürans, İslami finans, finansal teknolojiler ve ödeme sistemleri öne çıkıyor. Şu anda bazı kurumların planlama süreci içinde olduklarını, İstanbul Finans Merkezi’nin sunduğu altyapıyı kendi stratejik öncelikleri doğrultusunda detaylı şekilde incelediklerini söyleyebiliriz.”

İstanbul İslami Finans’ın da kalbi olacak
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter