Küresel İslami finans sektörü 6 trilyon dolarlık büyüklüğe ulaşırken, sektörün büyümesinin coğrafyalar ve finansal ürünler arasında eşit dağılmadığına dikkat çekiliyor.
Küresel İslami finans piyasası büyümeye devam ediyor. Katılım bankacılığı, sukuk, İslami yatırım fonları, tekafül ve diğer Şer’iata uyumlu finansal ürünlerden oluşan sektörün toplam büyüklüğü 6 trilyon dolar seviyesine ulaştı.
İslami finansın 2010 yılında yaklaşık 1 trilyon dolarlık büyüklüğe sahip olduğu dikkate alındığında, geçen yaklaşık 15 yıllık dönemde sektörün ölçeğinde önemli bir artış yaşandı. ICD-LSEG İslami Finans Gelişim Raporu’na göre küresel İslami finans varlıklarının 2029 yılına kadar yaklaşık 10 trilyon dolara ulaşması bekleniyor.
Büyümenin merkezi Körfez ve Güneydoğu Asya
İslami finans piyasasındaki büyüme küresel ölçekte gerçekleşse de sermayenin önemli bölümü belirli merkezlerde yoğunlaşıyor.
Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Malezya ve Bahreyn küresel İslami finans ekosisteminin öne çıkan merkezleri arasında yer alıyor. Körfez ülkeleri yüksek likidite, güçlü kamu ihraçları ve gelişmiş düzenleyici altyapılarıyla sektörün ağırlık merkezini oluştururken, Malezya İslami sermaye piyasaları ve sukuk alanındaki konumunu koruyor.
Bunun yanında Endonezya ve Türkiye, yüksek nüfusları ve büyük ekonomileri nedeniyle sektörün gelecekteki büyüme potansiyeli açısından öne çıkan pazarlar arasında değerlendiriliyor. Orta Asya ve Afrika’da da İslami finansın finansal kapsayıcılık ve altyapı yatırımlarının finansmanında daha fazla kullanılması bekleniyor.
6 trilyon dolarlık büyüklüğe rağmen sermaye kullanımı eşit değil
Sektörün toplam varlık büyüklüğündeki artış, sermayenin küresel ölçekte aynı oranda ve aynı alanlarda kullanıldığı anlamına gelmiyor.
İslami finans ekosisteminde bankacılık sektörü hâlâ açık ara en büyük bileşen konumunda bulunurken, İslami sermaye piyasalarının ve varlık yönetiminin gelişmişlik seviyesi ülkeden ülkeye farklılık gösteriyor.
Bu durum, sektörün önündeki temel sorulardan birini de ortaya çıkarıyor: İslami finansın büyüyen likiditesi, yüksek katma değerli yatırımlara ve reel ekonomiye ne ölçüde aktarılabiliyor?
Sektör uzmanlarına göre yalnızca düşük riskli varlıklarda yoğunlaşan bir sermaye yapısı, uzun vadede inovasyon, girişimcilik ve yeni ekonomik faaliyetlerin finansmanını sınırlayabiliyor. Özellikle gelişmekte olan İslam ülkelerinde daha derin sermaye piyasalarına ihtiyaç duyuluyor.
Sukuk piyasası 1 trilyon doları aştı
İslami sermaye piyasalarının en önemli araçlarından sukuk da küresel büyümenin önemli unsurlarından biri oldu.
2025’in üçüncü çeyreği itibarıyla küresel tedavüldeki sukuk hacminin 1 trilyon doları aştığı ve yıllık bazda yüzde 15,5 büyüdüğü belirtiliyor. Özellikle sürdürülebilirlik temalı sukuk ihraçları ile altyapı ve kamu-özel işbirliği projelerinin finansmanında İslami finansın kullanımının arttığı görülüyor.
Bu eğilim, katılım finansının yalnızca bireysel bankacılık ve mevduat ürünlerinden oluşan bir yapı olmadığını; sermaye piyasaları, proje finansmanı ve reel sektör yatırımlarıyla giderek daha fazla bütünleştiğini gösteriyor.
İslami finansın yeni hedefi: Sermayeyi reel ekonomiye yönlendirmek
Sektörün 6 trilyon dolarlık ölçeğe ulaşması, bundan sonraki dönemde büyümenin niteliği konusunu daha önemli hale getiriyor.
İslami finansın temel prensipleri arasında yer alan varlık bağlantısı, risk paylaşımı, reel ekonomik faaliyetlerle ilişki ve Şer’iata uygun yatırım ilkeleri, sektörün büyüyen sermayesinin üretken yatırımlara yönlendirilmesi açısından önemli bir avantaj oluşturuyor.
Bu kapsamda altyapı, enerji, KOBİ finansmanı, teknoloji, girişim sermayesi ve sürdürülebilir yatırımlar önümüzdeki dönemde İslami sermaye için önemli büyüme alanları arasında gösteriliyor.
Likidite yönetimi kritik gündem olacak
İslami finans sektörünün büyümesinin önündeki önemli yapısal sorunlardan biri ise Şer’iata uyumlu likidite yönetimi araçlarının yeterince derin olmaması.
Özellikle katılım bankacılığının büyümesiyle birlikte kısa vadeli likiditenin etkin şekilde yönetilmesini sağlayacak derin ve likit İslami para piyasalarına duyulan ihtiyaç artıyor. Bu nedenle düzenleyicilerin ve piyasa altyapılarının önümüzdeki dönemde likidite yönetimi araçlarının geliştirilmesine daha fazla odaklanması bekleniyor.
İslami finans 10 trilyon dolara ilerliyor
Küresel İslami finansın 6 trilyon dolarlık büyüklüğe ulaşması, sektörün küresel finans sistemi içerisindeki konumunu güçlendiriyor. Ancak önümüzdeki dönemde başarının yalnızca toplam varlık büyüklüğüyle değil, sermayenin ne kadarının reel ekonomiye, sürdürülebilir yatırımlara ve yüksek katma değerli faaliyetlere yönlendirildiğiyle ölçülmesi bekleniyor.
Sektörün 2029’a kadar yaklaşık 10 trilyon dolarlık büyüklüğe ulaşması beklenirken, bu büyümenin daha geniş bir coğrafyaya yayılması ve sermaye piyasalarının derinleşmesi küresel İslami finansın öncelikli gündemleri arasında yer alıyor.
